7 Ocak 2017 Cumartesi

KAHVE KANSERE YOL AÇMIYOR

Dünya Sağlık Örgütü kahvenin kansere karşı kullanılabileceğini düşünüyor.


Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) yeni yaptığı çalışmaya göre kahve kansere yol açmıyor. The Lancet dergisinde yer alan haberde; WHO, kahveyi insanlara karşı kanserojen gıdalar listesinden (Grup 2b) çıkardığını açıkladı. Fakat kahvenin sıcaklığının diğer etkenler gibi kanser üzerinde etkili olma ihtimali devam ediyor.

WHO yaptığı yazılı açıklamada kahvenin kanserojenik etkilere yol açtığı ile ilgili bir kanıt bulamadıklarını açıkladı. Sıcak içeceklerin kanserle ilişkili çalışmaları devam ettiğinden araştırmada çok sıcak olmayan kahve kullanıldığı belirtilmiş. 

Bilindiği üzere 25 yıl öncesinde, WHO kahvenin potansiyel olarak kansere yol açabileceğini açıklamış ve mesane kanseriyle ilişkili olabileceğini rapor etmişti. Fakat o zamandan bu yana ''kahve ile kanser'' üzerine yapılan 1000 'den fazla araştırmanın sonucuna göre kahvenin kanserle ilişkisine dair sağlam deliller sunulamadığını açıklamıştır. 



e

6 Ocak 2017 Cuma

HAMİLELİK KADIN BEYNİNİ DEĞİŞTİRİYOR

Yeni yapılan bir araştırmaya göre; hamilelik, kadın beynini yapısal olarak değiştiriyor. Bu durum annelerin çocuklarına daha iyi adapte olarak, onlarla empati kurabilmesini sağlıyor.
Yapılan çalışmada hamileliğin, kadınlarda bilişsel eksikliğe ya da hafıza kayıplarına yol açtığına dair bir veriye ulaşılmadığı belirtilmiştir. Çalışma; annenin yeni doğmuş bir bebeği anlayabilmesi ve daha iyi empati kurabilmesi için sinapsların nörolojik bir evrim geçirdiğini göstermiştir. Bu kısmi evrim esas olarak beynin annelik fonksiyonlarını yöneten bölgesinde meydana gelmiştir.

İlk defa bir klinik çalışma beynin hamilelik öncesi ve sonrasının toplamda 5 yıl boyunca meydana gelen değişimleri incelenmiştir. Barselona Üniversitesinden Oscar Vilarroya 'nın öncülük ettiği ekip; beynin orta frontal , posterior korteksinde ve prefrontal ile temporal korteksin bazı bölgelerinde simetrik azalmaların olduğunu ortaya çıkardılar. Bu alanlar,beynin empati ile ilgili bölgeleriyle örtüşüyor ve anneler bebeklerinin resimlerine baktıklarında aktive oluyor.

Çalışmanın eş yazarı Elseline Hoekzema beyin taramalarında görülen eksilmeleri beyin hücrelerinin ölümünden çok sinaptik şekillenmenin işareti olarak yorumluyor. Bu verileri, zayıf hücrelerin elenerek yerlerine daha etkili ve özelleşmiş nörolojik ağların oluşması olarak kaleme döküyor.


En çok okunan haberler;





5 Ocak 2017 Perşembe

BU MİNİSENSÖR HAYATİ PARAMETRELERİMİZİ GÖRÜNTÜLÜYOR

Gelişen teknolojinin biyomühendislikle buluşması sonucu geliştirilen mini-sensörler bir kaç yıldan beridir hayatımıza girmeye devam ediyor. Şimdilerde, vücudumuza yerleştirilebilen bu sensörlere California Üniversitesi araştırmacıları tarafından ultrason aracılığı ile şarj edilebilir bir özellik kazandırılmış oldu.


Mini-sensörler mesane kontrolü ve epilepsi gibi hastalıkları potansiyel olarak tedavi edebiliyor. Vücut içine yerleştirilen protezleri kontrol edebilecek uygulamalar için de çalışmalar devam ediyor. Bu 1 mm büyüklüğe sahip ve nörotozlar olarak adlandırılan sensörler, ayrıca gerçek zamanlı olarak organları izlemek, vücut parametrelerini görüntülemek, sinirleri ve kasları uyarmak için kullanılıyor.


En çok okunan haberler;



'' BOK'' TAN İŞ OLUR MU? - NEDEN OLMASIN!

YUMUŞAK KIVRIMLI ROBOT TIRTIL IŞIKLA KONTROL EDİLİYOR

Medikal ve malzeme mühendisliğinin geliştirmiş olduğu bu 15 mm uzunluğundaki robot tırtılın bedeni ışığa duyarlı plastik malzemeden yapılmıştır. Bu sayede normal bir tırtılın dalga hareketini çok rahat gerçekleştirebilmektedir.


Yumuşak yapıdaki robotları tasarlamak mekanik, güç iletimi ve kontrol mekanizmalarında tamamen yeni bir paradigmayı beraberinde getiriyor. Teknolojiyi geliştiren Varşova Üniversitesi Fotonik Nanoyapı Bölüm Başkanı Piotr Wasylczyk'a göre doğadan öğrenmeye daha henüz başlıyoruz ve teknoloji yaklaşımlarımızı doğal gelişimle ortaya çıkmış olanlara doğru kaydırıyoruz. 


En çok okunan haberler;



'' BOK'' TAN İŞ OLUR MU? - NEDEN OLMASIN!

BU İNANILMAZ MÜZİK KUTUSU 2.000 ADET MİSKET İLE ÇALIŞIYOR

Bilindiği üzere misketlerin davranışları suya benzemektedir. Su doğası gereği 100,000 yıl bile sürse koca bir kayanın ortasına delik açabilir. Misketlerde aynı bu şekilde hareket etmektedirler. 


İsveçli Müzisyen Martin Molin tarafından yapılan ve Hannes Knutsson tarafından kayda alınan Wintergartan Misket Makinesine ; bir el krankı ve 2,000 adet misket hayat veriyor.




HATIRALAR İSTEYEREK DE UNUTULABİLİYOR

Uzun süredir unutulmuş bir şarkının sözleri; acı verici, dokunaklı veya istenmeyen anıların katalizörü olabilir. Ancak Dartmouth ve Princeton üniversitelerinde yapılan yeni bir araştırma, bu tür anıların onlarla ilk karşılaştığımız ortamla ilgili düşüncelerimizi değiştirerek kasıtlı olarak unutulabileceğini söylüyor.


Phychonomic Bulletin and Review dergisinde yayınlanan çalışmada, araştırmacılar ortam ilişkili hatıraları izlemek için fMRI diye bilinen tekniği kullandılar. Katılımcılara ormanlar, dağlar ve deniz kıyıları içeren fotoğraflar gösterilerek iki liste halinde rastgele kelimeler yazmaları istendi. Bir grubtan ilk listeyi unutmaları, diğerinden ise ilk listeyi hatırlamaları istendi. Bu deney ile araştırmacılar, gösterilen resim ya da ortam sunumlarının kişilerin hafızalarında zamanla nasıl güçlendiği ve soluklaştığı hakkında veri topladılar.

İlk gruba unutmaları söylendikten sonra, fMRI analizi ile bu kişilerin ortam ilişkili hafızalarını boşalttıkları görüldü. Bu duruma örnek olarak; şu an büyükannesini unutmak isteyen birinin öncelikle yaptığı yemekleri unutması olarak verilebilir.




KADINLAR ERKEKLERDEN DAHA İYİ UYUYOR

Yapılan uluslararası uyku çalışmasına göre; kadınlar geceleri erkeklerden daha iyi uyku çekiyor. Science Advances'de yayınlanan çalışmada; yaklaşık 6,000 kişinin uyku alışkanlığını izleyen programın kullanıldığı, akıllı telefon verileri kullanıldı. Çalışmayı yapan Michigan Üniversitesi araştırmacılarının amacı; yaşın, cinsiyetin, yerin ve daha fazlasının uyku düzenini nasıl etkilediğini öğrenmekti.


Araştırmacılar; daha erken yatış ve daha geç kalkış sürelerinin olması nedeniyle kadınların erkeklerden gecelik 30 dakika daha fazla uyduklarını buldu.

Veriler ayrıca, "açık ışığa maruz bırakılan" insanların, çoğunlukla kapalı ışık alan kişilerden daha erken uykuya daldığını ve daha fazla uyuduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar ayrıca, uyku zamanının birincil belirleyicisinin ''yaş'' olduğunu ve  bir ülkenin ortalama uyku süresini belirleyen etmenin kalkış saatlerinden çok yatış saatlerinin olduğunu belirttiler. 

Uyku süresinin en az olduğu ülkeler ortalama 7 saat 24 dakika ile Singapur ve Japonya olurken, Danimarka 8 saat 12 dakika ile en fazla uyuyan ülke oldu. Son olarak veriler, orta yaşlı erkeklerin diğer tüm gruplara göre en kötü gece uykusuna sahip kesim olduğunu gösterdi.


En çok okunan haberler;



'' BOK'' TAN İŞ OLUR MU? - NEDEN OLMASIN!