Hayvan çalışmalarından elde edilen kanıtlar; bağırsak bakterilerinin sinir iletimini etkilediği ve böylece merkezi sinir sistemimizin işleyişinde önemli rol oynadığı hipotezini güçlendiriyor.
Aynı zamanda, prebiyotiklerin kullanıldığı insan çalışmalarından elde edilen bulgulara göre bağırsaktaki bakteri değişiminin depresyon ve kaygı gibi duygu durum bozukluklarına yol açabildiği belirtiliyor.
Bu ve benzer bulgular bağırsak mikrofloramızın (diğer bir ifadeyle kakamızın), mental sağlığımız açısından kullanılabileceği algısını kuvvetlendiriyor.
Peki; mental sağlığımız ile kakamız arasında bu kadar yakın ilişki varsa, çocukluğumuzdan beri bizle beraber olan kakamızın zekamız üzerine bir etkisi olmamış mıdır?
Kuzey Carolina Üniversitesi Tıp fakültesinde görev yapan nörobilimci Rebecca Knickmeyer bu sorunun cevabını yenidoğan ünitesinde bulunan yeni doğmuş çocukların kakasını inceleyerek arıyor. Kaka içerisinde yer alan zararlı mikropların çocukların beyin gelişimini olumsuz etkilediğinin bilinen bir gerçek olduğunu belirten Knickmeyer, zararlı mikropların yararlı mikroplara oranının zeka üzerindeki etkilerini araştırıyor.
Çalışmanın sonuçlarının öğrenilmesi uzun yıllar alacak gibi görünsede, çalışma sonucunda kayda değer anlamlı sonuçlar elde edildiği taktirde yapılacak basit bir kaka testi ile zekamız ölçülebilecek.
En çok okunan haberler;
